Allak Bullak - Marie Sabine Roger


İçinde kitaplardan bahsedilen romanları çok severim. sırf bu yüzden aldığım ve okuduğum bir kitaptı Allak Bullak. İyi ki de okumuşum. Çok uzun olmayan kitap, satırlarına adeta mıhlıyor insanı. Mizahi dille anlatıyor yazar Germaine Chazes ile Margueritte'in hikayesini...Eğitimsiz, okumayı bile sökememiş, 45 yaşında ve hala annelik güdüsü olmayan annesinin evinin bahçesindeki karavanda yaşayan Germain parkta güvercinleri sayarken tanıştığı yaşlı kitapkurdu Margueritte sayesinde hiç ummadığı bir dünyaya dalıveriyor. Edebiyatın insanı nasıl etkilediği, nasıl değiştirdiği üzerine bir cevap sanki bu roman. Germaine yavaş yavaş hayatı, kendisini, çocukluğunu sorgulamaya başlıyor, Annesini bile farklı bir gözle görmeyi beceriyor. Bir insanın okuyarak sığlıktan derinliğe nasıl indiğini anlayabiliyoruz "Allak bullak"ta. 
Romanda adı geçen kitaplarda harika.Albert Camus'nün Veba'sı ile başlıyor Margueritte okumaya. Şehri istila eden fareleri hayal eden Germain, pis kokulu fare leşlerini neredeyse görüyor. "Sinemadaymış gibiydim; ama sanki film sadece benim için oynatılıyordu, kafamın içinde" diyor. Daha sonra Romain Gary'nin Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı adlı otobiyografik romanı ile devam ediyorlar. Germain'e çocukluğunu hatırlatan bu roman, anne çocuk ilişkisini de sorgulamasına neden oluyor. Ardından Şilili yazar Sepulveda'nın Amazon yerlileri ve daha pek çok şeyden bahseden eseri Aşk Romanları Okuyan İhtiyar'ı okuyor Margueritte. Esprili bir karakteri olan Germain, Amazon yerlisi olmak istiyor çocukken, merak ettiği bu konu hakkında bir sürü ilginç şey öğrendiği bu kitaba vuruluyor; kendi deyişiyle "kenenin köpeğe yapıştığı gibi yapışıp kalıyor her satırına". İlerleyen zamanda, yaşlılık nedeniyle gözleri bozulan Margueritte'e kendisi kitap okumaya başlıyor Germain, kütüphaneden aldığı Jules Supervielle'nin Engin Denizlerin Çocuğu öykü derlemesini…Tüm bunları okurken bir anda bitiriyorsunuz kitabı, içinizde bitmesinin verdiği buruk bir his kalıyor, çokça da sempati...


Yorumlar