Zarafet - Audrey Hepburn'un Hayatı

Donald Spoto'nun Artemis yayınlarından çıkan "Zarafet - Audrey Hepburn'un Hayatı" isimli kitabı çok başarılı bir biyografi çalışması olmuş. Pek çok kişinin ilham kaynağı olan Audrey Hepburn'un hiç bilmediğimiz yanlarını öğreniyoruz. Adeta bir roman gibi sonunu merak ederek okudum bu kitabı. Benim gibi eski filmlere merakı olanlar, eski Hollywood yıldızlarını sevenlerin çok ilgiyle okuyacaklarına inanıyorum. Sabrina, Roman Holiday, Funny Face, My Fair Lady, Charade, Breakfast At Tiffany gibi birbirinden değerli filmlerin yapım aşamalarını ve hazırlık dönemindeki ilişkileri, arkadan çevrilen oyunları, dedikoduları öğrenmek hem çok ilginçti, hem de masal gibi izlediğimiz filmlerin sahte yanını görmek biraz içimi burktu. Örneğin Humprey Bogart'ın Sabrina filmi çekilirken ki tavırları, ağzından tükürük çıkararak konuşma özelliği olduğu ve bunun karşısındakileri nasıl rahatsız ettiğini bilmek beni Casablanca'nın Rick'inden de soğuttu neredeyse. Audrey Hepburn'un bunalıma yatkın bir karakterinin olduğunu öğrenmek de beni şaşırttı. Genelde romantik komedilerde o gülen yüzü, sevimli iri gözleri ile cıvıl cıvıl bir kadın izlenimi vermişti yıllarca bana. Çocukluk yıllarında yaşananlar bir insanın bütün hayatını nasıl etkiliyor, bunu bir kere daha gördüm. Canım Audrey'nin yaşadığı yıllarda da bir stil ikonu olduğunu öğrendim, stilinin, sadelikle örülmüş zarafetinin, kibarlığının, yumuşak ama kesin kararlılığının bir kere daha hayranı oldum. Ve elbette çocuk sevgisinin...Kendi çocuklarına duyduğu sevgi haricinde, hayatının ileriki yıllarında kendini dünya çocuklarına adaması ve bunun temellerinin bir zamanlar çevirdiği "The Nun's Story" filminde atılmasının ayrıntılarını ve daha güzel pek çok şeyi öğrenebileceğiniz bu değerli kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Bittiğinde bir insanı çok yakından tanımanın verdiği sevgiyi ve onun yaşadıkları için duyduğunuz hüznü benim gibi sizlerin de yaşayacağınıza inanıyorum...


Arka Kapak:


"Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim. Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım. Aşktan da..."dedi Audrey.


"Naif görünüşüne rağmen çelik gibidir." Cary Grant 


"Audrey, artık kaybolan değerlerin kadınıydı. Zarafet, saygınlık ve terbiye... Tanrı, onu yanağından öpmüştü ve tam karşımızdaydı." Billy VVilder 


“Audrey Hepburn gibi görünmeyi düşlemeyen tek bir kadın bile yoktur.” Hubert de Givenchy
"Öylesine sıradışı bir çekiciliği vardı ki, herkes ona yakın olmak isterdi. Sanki kendisiyle dünya arasına camdan bir duvar örmüştü. Onu kolayca aşamazdınız. Bu onu fazlasıyla çekici kılardı.” Stanley Donen 


"Doğuştan gelen bir albenisi vardı. Oysa çoğu insanın sadece kibar tavırları vardır." Alfred Lunt

Yorumlar