Anne Olma Sanatı Üzerine....

Sevgiler dostlarım. Çocuklar neden en çok annelerini sever sizce? Onları doğurdukları için mi, evet belki nedeni bu, ama bence en büyük nedeni her türlü nazını ve kaprisini sınırsız çekebilecek başka birini bulamayacaklarını daha küçük bir bebekken anladıkları için. Bunu bildiğini bilmeyen bir çocuktum ama bir anne olunca annemin neden benim canım olduğunu  çok iyi anladım. Bir tanem anneciğim daha 21 yaşındayken ikinci çocuğunu kucağına almış, resmen bizimle birlikte büyümüş. Asla sert, kırıcı, ters bir insan olmadan, yumuşaklığıyla, eğlenceli kişiliğiyle kardeşimi de beni de kendisine aşık etmeyi başarmış. Ben yapı olarak annem gibi yumuşak değilimdir, çabuk sinirlenirim, kin tutarım ve zaman zaman taşı gediğine koymadan da duramam. Ancak çocuktan sonra hormonlarım altüst olduğundan mıdır nedir kendimi tanıyamaz oldum. Sakinim, sabırlıyım, neşeliyim ve en önemlisi hoşgörülüyüm. Kendimde bir değişiklik olduğunu hissediyordum ama asıl fark edişim bir market kuyruğunda oldu, kasiyer karttan çekim yapmayı bir türlü beceremedi, post cihazının kağıdını çıkardı takamadı, dakikalarca uğraştı durdu, ben de onunla birlikte kağıdın nasıl takılacağını araştırdım, sonunda bir arkadaşı geldi, taktılar kağıdı, bizim işimizde görüldü ve iyi akşamlar dedik marketten çıktık. Arabaya eşyaları yerleştirirken kardeşim bana döndü ve dedi ki tebrik ederim, ne zaman söylenmeye başlayacaksın diye bekledim durdum ama sen bunu yapmadın ve eksine yardım etmeye çalıştın. Ben her zaman böyleydim dedim gülerek ama aslında öfke eşiğimin oldukça düşük olduğunu unutmuş değildim. Sonra düşündüm, oğlum bir buçuk yaşında ve bir buçuk sene boyunca sadece iki kere saat sabah 10:00 civarı uyandım, o da rahatsız olduğum için çocuğuma babası bakmıştı. Genelde en geç 07:00 de uyanıyoruz. Gece deliksiz uyku diye bir şey neredeyse hiç yok. Evde olduğum süre içerisinde oğlumla el ele göz gözeyiz ve yanılıp ta başka bir şeyle ilgilenecek olursam suratımın ortasına bir araba, bir terlik ya da elinin altında ne varsa fırlatılıp kendime getirilmişliğim sık sık oluyor. Kendime ayırabildiğim zaman 1/10 oranında azaldı. Önceden makyajsız dışarı adam atmayan ben bazen saçımı bile taramadan çıkabiliyorum. Sevdiğim bir filmle çakışan bir bebek programı varsa tereddütsüz bebek programını açıyorum. Ev gezmelerine gitmek iyice zorlaştı, iki valiz kadar eşyayı hazırlamak ve taşımak bir yerde, çocuğunu başka evde zapt etmenin zorluğu başka oluyor. Arkadaş toplantılarına eskisi kadar sık gidemiyorum çünkü çalışan bir anneyim ve diğer çalışan annelerin de yaşadığı zorluğu yaşıyorum, suçluluk duygusu. Onu bırakıp işe gitmek o kadar zor oluyor ki arkamdan ağlaması bütün gün kulaklarımdan gitmiyor. İş yerinde de evde de bilgisayarlarımın masaüstü resminin yıldızı o, cep telefonun duvar kağıdı da elbette. Çocuk eğitimi ile ilgili kitaplar okumama, eğitmenleri dinlememe rağmen zayıf yanımı bilen ve gerekirse kullanan oğluma hayır diyemiyorum. Bütün bunlara rağmen o beni terbiye etti, sakinleştirdi, neşeli bir insan yaptı. Anne olmak dünyadaki en iyi terapi bence, kendinden çok başkasını düşünmeyi başka bir şekilde asla bu kadar iyi öğrenemez insan. Doğumun hemen sonrasındaki aylarda tekrar kitap, gazete, dergi okuyacak mıyım, sinemaya gidecek miyim, gezip tozacak mıyım, istediğim gibi giyinebilecek miyim, yine bir hayatım, bir tarzım olacak mı diye düşünüyor ve zaman zaman korkuyordum. Oluyormuş, her şey yavaş yavaş oturuyor yerine ve sen eskisinden daha güçlü, daha özverili, daha duygusal ama yine aynı sen olarak devam ediyorsun hayatına. İyi ki kadın olmuşum…

Yorumlar